19 Temmuz 2009 Pazar

unutulanlar



Hayat bu denli hızlı akarken, günü gününe yazmazsam olayları unutuyorum. Şimdi şöyle bir geriye döndüm de aklıma şunlar geldi:


- Sueda'ya tuvalet eğitimi vermek konusunda kararlı olduğumu düşünerek tüm işleri bir kenara bırakıp başladım kızımı takibe. Tam tamına 10 saat sonra pes ettim. Sueda'nın fendi annesini yendi :))


- Bunu yazmayı nasıl unuttum bilmem ama ben ales'den 83 aldım. eylülde okullu olurum inşallah...


Ve ben bunları yazalı sanırım 1 ay geçmiş. Yani anlayacağınız yazmayı unuttuğum gibi yayınlamayı da unutmuşum :))
Geç oldu amaaaann güç olmasın :))

18 Temmuz 2009 Cumartesi

emrenin ahtapotu

Bu fotoğrafları da göstermesem olmazdı. Emre Zeliş ananesinde Betül ve Ezgi ile bol bol oynadı bunu anlatmıştım daha evvel. Bu da onların oyun hamurundan yaptıkları ahtapotları..
Bu fotoğrafta da Mümin dede bizi arabasıyla ananeye bırakıyor. Araba tam çocuklara göre. Kango olan bu arabanın arka bagaj kısmında çocuklar için koltuk var. Ön tarafta da bir ekran. Yol boyunca bir çizgi film seyrettik. Betülün gözleri kapalı çıkmış :))

Sueda ise Zeliş ananesinin kucağında yatarak seyretti çizgi filmi. Yola çıkmadan pijamalarını giydirdim ki uyursa uğraşmayalım diye.



Bu fotoğraf da tam bir komedi. Suedanın bakışlarındaki şaşkınlık görülmeye değerdi. Emre onu Tülin teyzesinin kucağından indirdi ve kendi yattı. Sueda da ona bebeğini ve emziğini verdi :))

Tüm çocuklarda kıskanma vardır elbet ama bizimkiler tavan yaptı sağolsun. Sueda da Mustafa Kaan'ı görünce emeklemeye başladı. Hatta bazen bekliyor ki biri gelip onu kaldırsın :))
Zor ama güzel bir tatildi...

gece yemeği



Ankara günleri Sueda'nın hastalanması nedeniyle biraz tatsızdı, ancak kuzenler ve arkadaşlar, akrabalarla vakit geçirmek çok güzeldi. Ankaraya gitmemde 3 sebep vardı. İlknedeni kuzen Gülin'in bir operasyon geçirmesi, çok şükür şimdi iyi. İkinci nedenim, ananemin Ankaraya götürülmesi gerekiyordu. Üçüncü neden ise Gül ablamın da bu dönemde Ankara da olmasıydı.

Gül ablamın iki kızı var Merve ve Melike.


Gül ablamlar Hatay'da yaşıyorlar. Aradaki mesafeler uzadıkça görüşme sayısı da azalıyor tabi. Kızlarla birbirimizi çok iyi tanımıyoruz dolayısıyla ve budurum beni rahatsız ediyordu. Telefonda konuşacak konumuz sadece selamlamalardan ve dersler nasıldan ileri gitmiyordu.

Bu Ankara tatilinin bana en büyük kazancı iki yiğenimi daha yakından tanımam oldu.




Geceleri sabaha dek uzayan sohbetlerimiz oldu. ananemin evinde 'bütün kızlar toplandık' şeklinde vur patlasın çal oynasındık. Elbette Sueda sultanın müsade ettiği ölçüde.
Bir gecenin sonlarına doğru hafif bir acıkma hissettik. Konuşma yemeğe geldi derken ablam makarna yapalım dedi. Ben şaka yapıyor sandım ama bir baktım ki mutfağa geçmiş bile :))

En komik olanı da o saatte ben onun yerinde olsam makarna yiyeceksem de haşlar yerim bir de sos falan uğraşmazdım. Ablam bir de domates sos yapmasın mı!..
Ben bir tabak yedim amaaaaa, mide yanması ile uyandım sabah. Onlar iki tabak yedi ama sanırım bir şikayetleri olmadı :))


İlk fotoğraf ablamın mutfağa geçmesi ile çekildi. Diğerleri ise olayın devamı :))





piknik

Ananemden söz etmiştim hatırlarsınız ve onun yeşil ve maviye olan tutkusundan bahsetmiştim. Ahir ömründe ananemi bir kez daha mutlu görebilmek için, Ankaraya gitmeden önceki son pazar onu yuvacık barajına götürdük.


Yola çıktık sabah 8:30 gibi ama acaba yağmur yağar mı diye de soru işareti aklımızdaydı. Biz sürekli gökyüzüne bakarak ilerledikçe bulutlar karardı, karardıııı. Ama biz yılmadık, pes etmedik, geriye de dönmedik.

Derken ilk kez gidiyor olmamıza rağmen, sevdiceğimin arkadaşlarından aldığı tarifle en iyi yerlerden birine ulaştık. Yerleştik masalardan birine.


Önce kahvaltı ardından keşif geziler ve sonrasında mangal keyfi.

Hava oldukça serindi, yağmur yağdı bir güzel ama biz şemsiyenin altında bekledik yağmurun dinmesini, sonra tekrar çıktık dolaşmaya. Yukardaki fotoğrafta fırsattan istifade çay içen pıtır görünüyor :))




Çocuklar çok mutluydu. Ananem mutluydu, dede mutluydu, biz de mutluyduk.. Bu fotoğrafı çok sevdim, Sueda çizgi film karakteri gibi göründü bana. Sürekli koşup oynadılar, yediler, yediler..



Yağmur pikniği engeller mi diye düşünmüştük yol boyu, ancak engel olmayı bırakın daha da güzelleştirdi günümüzü.



Tek sorun Emre'nin suya girmek istemesine izin vermemizdi. Hava serin diye korktuk onu hasta etmekten, ama o da olanca ısrarıyla üzerimize geldi.

Ananemse çok keyifliydi, kaç bardak çay içti bilmiyorum. Çaydanlık sürekli kaynıyordu. Suya baktı baktı... Güzel gündü vesselam..







istanbul ve dolu

Bunlarda evvelden yüklediğim ancak bir türlü yazamadığım için yayınlayamadığım fotoğraflardan.

Emre dolunun peşinden attı kendini bahçeye, yağan yağmurda dolaştı. Eve döndüğünde o kadar ıslanmıştı ki, üzerindekileri çıkartmakta zorlandık :))


tuzla pikniği

Ananem bizimle kaldığı sürede iki kez pikniğe gittik. Bunlardan ilkini, pazar sabah kahvaltısında tuzla sahilinde yaptık.

Ankara'da yaşayan ananem, yeşil ve maviye dayanamaz. Mevsim ne olursa olsun ananem güzel bir manzara görsün sıcak çay özler .Suyun karşısına otursun, elinde de sıcacıkbir bardak çay olsun değmeyin keyfine..



Tuzlayı da çok sevdi, bir kez tam iskelenin yanındaki çay bahçesinde oturduk. Vakit akşama dönerken, gözlerini alamadı ufuktan. Bir kaç gün sonra da kahvaltıya gittik. Çimenlerin üzerinde , çocuklar koşup oynarken o yine denize daldı..



Emre ve Sueda 'da yerde buldukları dal parçası ile ağaç oldular. Bir ara da Vestern filmlerinden fırlayan kovboylar gibi shov yaptılar...


yusuf amcamız evlendi...

Yusuf amcamız evlendi, hemde neredeyse 1 ay oldu ama ben bir türlü yazamadım bunu.

Efendiiimm, son bekarlarımızdan Yusuf'da nihayet dünya evine girdi. Artık bir arkadaşım oldu,adı Esma.. Allah mutluluklarını daim etsin; darısı da Sibelim' e olsun...

Yukarıdaki fotoğraf nikah sonrası boğaz gezisinden. Emre paşa teknedeki balonları tek tek topladı sağolsun..



Bu fotoğraf da kına gecesi evveli hazırlık yapan bayan pıtıra ait. Saçlarını Melek ablası yaptı.


Ben anlayamıyorum, yerinde bir dakika duramayan bu kız, saçı yapılırken nefes bile almadan nasıl durdu???

Onu o akşam gören herkesin yorumu 'babasının işi zor' oldu.
Hatun hem kırıtıyor, hemde sürekli bir pozlar takınıyordu... Bakalımbüyüdüğünde nasıl olacak...