19 Temmuz 2008 Cumartesi

tatiillll

Yazacak o kadar çok şey, yükleyecek çok fotoğraf var ama ben de güç yok. Dinlenmeliyim, en azından yer değiştirmeliyim. Dönüşte söz, her şeyi yazıcam.

Ama şimdilik sadece denize girmek, kumdan kale yapmak, arkadaşlarımla laflamak, çocuklarımı sevmek, kitap okumak istiyorum.ve tabi ki sevdiceğimi de yanımda istiyorum. Bol bol fotoğraf çekeceğim. Dönüşte size anlattım inşallah..

Şimdilik hoşçakalın...

11 Temmuz 2008 Cuma

Scooter




Emre beyin yemek seçmesi artık sanırım tüm dünyaca bilinen bir gerçek. İkinci bir gerçek ise bizim bu konuda çıldırıyor olmamız herhalde. Geçtiğimiz pazartesi kahvaltıda kıymalı börek vardı. Ve tabi Emre hiçbir şeyi denemek istemediği için bunu da denemedi. Biraz zorlanarak ve epeyde zorlayarak ona böreği yedirdik. Üzerine de şeftali :)) Malum şeftalide sevmez beyimiz...




Hediye olarak bu scooter'ı kazandı. Bi de üstüne sahilde gezi ve lunapark :))) Oooohh deymeyin keyifne. Ertesi gün de Nutella yemesi karşılığı bir de kumandalı jip. Rüşvetle yemek yer oldu. Çıldırtıyor bizi bu durum. Velhasıl kelam bol hediye ile yeni dört çeşit menüsüne eklendi küçük beyin. (buna da şükür)


Tabi ki bir çocuk kıymalı börek yemese, nutella yemese ne olacak der insan. Ama önemli olan bilmediği hiçbir şeyi denemeyen bir çocuk ve artık aynı şeyleri pişirmekten ve yedirmekten çıldırmış bir anne var ortada. Çözüm için çırpınıyorum...


Neyse artık biraz daha iyimserim bu konuda, çözüme adım adım yanaşıyoruz.


Babannesi her akşam Emre ve Sueda'yı gezmeye çıkarıyor.


"Hadi oğlum al gel tıkıtırını da gezelim" diyerek :))



Kızımız da pek gezenti anacım. Giyip eşofmanlarını gözlüyor kapıyı, hadi çıkalım der gibi. Almasak içeri sabaha kadar dışarda olmaktan memnun. Anasının kızı ne olacak :P

Küçük Ressamlar


Emre'nin pek çok arkadaşı oldu burada. Kendinden küçük büyük... Bunlardan biri de karşı komşunun kızı Beyza. İlkokul bire gidiyor
Beyza. Bu günlerde Emre ile resim çiziyorlar bol bol.
Solda Emre'nin çizdiği resim var. Erkek çocuk çizgisi işte. Arabalar resimlerinin olmazsa olmazı.
Sağdaki de Beyza'nın çizdiği resim.
O da kız işte denir ya aynen öyle. Bol bol kız resmi çizmiş. Hepsinin de kıyafetini saçını düşünerek çizdi boyadı. Sanki 2009 kış kreasyonunu hazırlıyor :))
Çok şekerler...

Organik Tarım

miniş patlıcan :P

Organik tarımın ilk mahsüllerini toplamaya başladık. Bahçemiz çok sevimli bir hal aldı. Küçücük bir alan olmasına karşın, sağa bakıyorsunuz yeşil yaprakların arasından bir biber göz kırpıyor. Sola bakıyorsunuz patlıcan el sallıyor; ortada da domatesler birer birer endamı arz ediyor. Bahçenin etrafını ise mısırlar ve günebakanlar çeviriyor. Nasıl neşeleniyor insan o yeşil yapraklara dokununca. Anlatması güç.

dolma biberler :))

Ufacık bir kıpırtı görsek, koşup herkese haber veriyoruz. Zaten mahallede adım deliye çıkacak yakında diye korkuyorum. Sürekli biberlerin fotoğrafını çeken biri ne kadar akıllı olabilir diye konuşuluyor olabilir. :))


Bahçe çok güzel birşey arkadaşlar. Eğer bahçeniz yoksa dikin saksılara domaes, salatalık, biber... dzizin balkona, sevin akşamları onları. Okşayın yapraklarını, bakın nasıl enerjiniz artacak... Demedi demeyin :))

27 Haziran 2008 Cuma

keçi kız


Bir hafta oldu bu fotoğrafı çekeli. Bir türlü ekleyemedim, nasip bugüneymiş.

Keçi kız dedi Emre Suedanın saçlarına. Enteresan bir durum daha var. Bizim ki, ne zaman fotoğraf makinasıonı görse elimde böyle sevimlilikler yapıyor, poz veriyor.

Hep diyorum, kız çocuğunu giydirmek, süslemek çok eğlenceli :))

Ayaklı bomba

Sueda yürümeye başlamadı henüz. Hâla tek başına adım atamıyor. Bu çok sevimsiz bir dönem. Hem yürümek istiyor, yapacak çok işi, karıştıracak çok yeri var, hem de bunu tek başına yapamıyor diye sinirleniyor.

Emre, ben sırayla yürütüyoruz onu. Bazen de koltuklara, duvarlara tutunarak kendi kendine geziyor, daha da olmazsa bırakıyor kendini yere emekleyerek dolaşıyor. Bu en sonuncu durum genellikle acele etmek istediği zaman başvurduğu yol

14 aylık bir bebek niye acele eder? Bizde ki en belirgin sebepler şunlar:

Televizyonda Molfix reklamı çıkmıştır.

Banyonun kapısı açık unutulmuştur.

Kumanda yerdedir.

Emre bilgisayar da oyun oynuyodur da, Sueda bunu yeni farketmiştir :))


Nasıl bir hız bu anlatması güç. Fırlatılmış ok gibi hedefe kilitleniyor. Tehlikeli bir dönem bu. Tam olarak yürümeyi öğrendiğinde daha az düşecek ve daha az korkacağız. Tabi sürekli tedbire devam. Ancak evde 5 yaşında bir başka çocuk daha varsa, yük daha da artıyor. Abinin boşluklarını hiç affetmiyor bizim pıtır.


Yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi. Müzik kutusu oyun odasının merdiveninde kalmış.

Bunu gören pıtır durur mu? Durmaaazz.. Ben sessizliğinden anlıyorum onun bişeyler yaptığını. Farkettirmeden geldim ve beklemeye başladım kapının yanında. Çıktı birinci basamağa. Bende fotoğrafını çekeyim de alıyım diye düşündüm. Eee çıkmasın mı ikinci basamağa.... Bu iki kare fotoğraf ve olayın bütünü 1 dakika. Peki ben bir dakika daha kalsaydım mutfakta ne olurdu??? Düşünmek bile istemiyorum. Evde kapalı duran kapılara biri daha eklendi ..

22 Haziran 2008 Pazar

Hala oldum :))


Perşembe sabahı Hala oldum :))


Mustafa Kaan hoşgeldin bir tanem. Allah sana, annene, babana sağlık sıhhat ve mutluluk versin. Ömrün hep güzel geçsin.


Henüz göremedim minik şekeri. Fotoğrafı gelir gelmez ekleyeceğim. Ayy mis gibi kokar şimdi o da, annesi de.

Allahım nazarlardan korusun onları, ve hepimizi...